Embed

Samsun’un Panoraması


Renkli iki ırmak; biri kızıl, biri yeşil; Karadeniz’in Mezopotamyası; kıyının sıra dağları arasından bu iki ırmak, cenuptan şimale uzanarak, iki koldan denizi fethede ede büyük bir yarım daire çizdiler. Dairenin dibi Anadolu’nundur, kabarık; yanları ırmaklarındır, düzlük. Çalışkan iki ırmağın yarattığı o iki kara düzlüğü, vapurdan, sağlı sollu iki ufkun sonunda denizin içine kilometrelerle ve kilometrelerle mavimtırak birer çizgi gibi uzanmış görünürler. Samsun bu iki ırmak ağzının tam ortasındadır.

 

Irmakların denize o geniş kavsin dibinde deniz de Samsun2a ayrı bir kavis çizmiş. Kıyıdan bu kavsin arkasındaki tatlı sırtlı tepelere doğru hep kâgir yapıları, hep Marsilya kiremitli çatılarıyla bir mamure halinde serpilen şehrin, göğsünü gererek, kollarını uzatarak, her yerini apaçık gösterişinde göz alıcı şen bir hasba edası var ve gerideki sırtın üstünde İkiztepeler denen yan yana iki sivri höyük tıpkı iki meme ucu gibi duruyor.

 

Samsun, denizden bakarken sağdan sola doğru, gittikçe satıhları daralıp irtifaları azalan dört müsellesten ibaret. Müselleslerin deniz kıyısındaki kaideleri birbirine bitişik ve tepelere doğru uzanan zirveleri bir birinden ayrı. En sağdaki müselles şehrin en dolgu ve büyük kısmı; orta sarı boyalı bir kilise, belli eskiden orası Hıristiyan mahallesi olacak. İkinci müselles; üç dört minare; belli burası da Samsun’un en Müslüman yeri. Üçüncü müselles, ötekilerden daha basık, büyük gövdeli yapılar ve tütün depoları; anlaşılıyor, şehrin ticaret merkezi orası. En solda sonuncu kısım, bu müsellesin sivriliği daha belirsiz, sahilde kocaman duruşlu hükümet konağı, ortada mektepler; en kıyıda lise; belli resmî Samsun orada. Bu son iki kısımda hiç minare yok. Demek ki Samsun’un iki sağı daha eski ve iki solu daha yeni.

 

Bu müselleslerin uzandığı tepelerde ne orman, ne bir tek ağaç var. Bahar pek çok Anadolu kasabalarının en büyük süsüdür. Tabiatın yeşilliği onların yoksul yerlerini örter. Fakat Samsun’un yeşile minneti yok gibi; kendi güzelliğine güveniyor. Yalnız tepeler ağaçsız ama çıplak da değil. Her taraf sarıdan neftiye kadar renk renk tarlalarla işlenmiş; nadasa bırakılan yerler bakırımtrak; bu tepelerde havı dökülmüş bir kadife yumuşaklığı var.

 

Samsun’da yeşil, hükümet yanındaki mustatil biçimli parkla şehrin iki ucundaki iki dar düzlüktedir. Kıyı yeşil, daha gerideki dağlar yeşil, öndeki tepeler niye değil? Bunu yapan tütündür. En iyi tütün o tepelerde yetişiyor. Ağacın gölgesi, kerestesi; iklime getireceği iyilik ve manzaraya vereceği güzellik; hepsi tütüne boyun iğdi. Tepeleri çıplak bırakıp keseleri şişiren tütünün her istediği bir ferman gibi. Samsun’un tepelerinde, başının saçı dökülmüş, fakat zenginliğinin neşesi kafatasında bile gülen bir milyoner hali var.

 

 

/İsmail Habib SEVÜK

Cumhuriyet,15 Birincikânun 1936

Yurttan Yazılar, sayfa: 167-168

 

(Devam Edecek)


 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !